Şimdi bana sorsanız: Bu işe yeniden başlasan neleri farklı yapardın? diye. Size cevabım şu olurdu: HERŞEYİ.net :) Örneğin diğer fotoğrafçılarla daha fazla görüşüp ilişkilerimi geliştirirdim. Nispeten bu konuda şanslıyım çünkü eğitim aldığım 40 Haramiler kursu Türkiye'nin en iyi fotoğrafçılarının da yer aldığı ve birbiri ile sürekli iletişim halinde kalmaya çalışan bir gruptu. Buna rağmen ben kendi işime o kadar odaklanmıştım ki diğer fotoğrafçılarla çokta iletişim halinde olamadım.

Ama fotoğrafçıların arasında diğer insanların çokta bilmediği bir dil var diğer sektörlerde olduğu gibi. Keskinlik için diyaframı artır ama o zaman ışık az girecek derinlik olmayacak, o zaman ISO'yu artır ışığa duyarlılık artsın ama o zaman d grain oluşur, Enstanteneyi düşür perde kapanana kadar daha çok ışık girer ama o zamanda elin titrediği için fotoğraf keskin olmayabilir. Şuan okuduğunuz bu cümleler benim kulağıma şiir gibi geliyor, sanki Mozart'ın 40. senfonisi kulaklarımda hissediyorum:)) Sizin dilinizden anlayan ve konuşmayı sevdiğiniz konulardan sıkılmayan meslektaşlarınızla konuşmak hatta onlardan farklı farklı şeyler öğrenmek kadar güzel birşey var mı?:)

Bir arkadaşıma dün camların çok az olduğu bir yerde yenidoğan bebek çektim diyince oo süper nasıl geçti nerdeydi gibi sorular sorarken, bunu fotoğrafçı arkadaşınıza sorduğunuzda aa ışığı nasıl ayarladın, flash mı kullandın yoksa sabit ışık götürmüş müydün, ISO'yu genelde kaçta tuttun gibi şiirsel sorular almanız kuvvetle muhtemel:))

Bu arada etrafımdakiler de genelde 9-5 çalışan kişiler olunca, kendi işini kurmaya çalışırken çokta birşeyler alamıyorsunuz. Ama fotoğrafçılar genelde kendi işini kuran girişimciler olduğu için konuşacak çok ortak noktanız oluyor. Sadece bu da değil. Çekimleri birlikte yapabiliyorsunuz, birbirinize iş paslıyorsunuz. Ben doğumhane çekimini kaçırmaktan çok korkardım. Şimdiye kadar hiç kaçırmadım ama o hissi biliyorsunuz değil mi meslektaşlarım:)) Ama işine güvendiğim bir arkadaşımla birbirimize böyle durumlarda back-up olacağız diye anlaştıktan sonra rahatlamayı da size anlatamam:) Hiç unutmuyorum doğumunu çektiğim bir ailem vardı. Evime dönerken annemi kaybettiğim haberini almıştım. Ertesi gün çekimi için arkadaşıma söylediğimde benim için o çekimi yapmıştı. Böyle durumlarda güvenebileceğiniz birisinin olması çok çok önemli.

Düğün çekimlerinde de sorunlar olabiliyor. Benim makinem bozulmuştu ve Volkan'a dönüp canım benim makinem gitti artık kendi başınasın diyebilmenin rahatlığı da oluyor. Tek başıma o çekimi yapsaydım heralde karnıma ağrılar girerdi. Buraya eklediğim fotoğraflardaki gibi yalnız takılmanıza gerek yok:)

Bu yüzden mutlaka diğer fotoğrafçılarla görüşün ve ilişkiler geliştirin. İşin en başında da olsanız. Hatta aranızda rekabet olsa da. Rekabet güzel şeydir sizi diri tutar, gelişmelere açık kılar. Arkadaşlarınız back-upınız olur. O gün çekimleri varsa ve müşterilerini size yönlendirebilir.

Bu fotoğrafçıları nasıl bulacaksınız? Eminim zaten çoğunu takip ediyorsunuzdur. İletişime geçmekten çekinmeyin. Facebook gruplarına üye olun. Başka bir grup var mı bilmiyorum ama buna mutlaka katılın: https://www.facebook.com/groups/serapsekeracademy Arkadaşlıklar kurun. Sorularınızı sorun. Yurtdışında üye olduğum gruplar bu konuda oldukça açıklar ve gruplarda her sorunuza cevap verecek birileri mutlaka oluyor. İyi hissediyorsunuz, ilişkileriniz gelişiyor, yeni şeyler öğreniyorsunuz. Gelişiyor ve büyüyorsunuz. Sosyal medyada diğer fotoğrafçılar ile ilgili negatif yorumlar yapmayın, bir anlık sinirle paylaşımlar yapmayın. Bunların işinize katkısı olmadığı gibi sizin hakkınızda negatif izlenimler de yaratabilir. Cesaretlendirici ve pozitif şeyler paylaşın. Yapılacak çok şey var. Negatif ve olumsuz şeylerle kaybedecek zamanınız yok.

Back-up olarak seçeceğiniz fotoğrafçıyı da çok iyi belirlemeniz gerekiyor. Bu ayrı bir yazının konusu ama fiyatları, tarzı, insan ilişkileri vb.. birçok şeyi tartıp ona göre karar vermelisiniz. Daha sonra anlatacağım:)

Beni de Online Best Friend olarak (OBF) görüp istediğinizi sorabilirsiniz.

Sevgiler

Serap